Shrnutí: | Tarihsel anlatıların
işlevsel biçimde okuyucuya sunulması ve verilmek istenen öğretici ve ahlaki
mesajın yerli yerince ifade edilebilmesi amacıyla retoriksel bir anlatı
stratejisi olarak antik dönemden beri kullanılan kısalık yöntemi Ortaçağ
Avrupa’sında yazılan tarih metinlerinin birçoğunda görülebilir. Okuyucuyu
etkilemek, anlaşılır bir dille ikna edebilmek ve eğlendirmek gibi amaçları
taşıyan anlatıda kısalık yöntemi hakikatin öz biçimde verilebilmesinin de etkin
bir yolu olarak görülmüştür. Bu çalışmada, Ortaçağ Avrupa tarihçiliğinde ihmal
edilen anlatıda kısalık konusu bir anlatı türü olan Ortaçağ Avrupa
kroniklerinden örneklerle tartışılacaktır. Ortaçağ tarihçileri anlatıda brevis yani kısalık/özlük sorununa neden
önem vermişlerdir? Bir başka deyişle, farklı tarihçilerin eserlerinde anlatının
kısa olması gerektiği vurgusu niye bu kadar öne çıkmıştır? Bu sorular etrafında yapılacak tartışma,
Ortaçağ tarihçilerinin kısalık/özlük ilkesine dayanarak okuyucu kitlesini, her
ne kadar sınırlı bir kitleden bahsediyorsak da, dikkate aldıklarını, bu ilke
aracılığıyla geçmişte yaşanılan hakikati tarihsel gerçeklik alanında anlaşılır
biçimde sunmayı hedeflediklerini ve sıkıcı olacakları kaygısıyla okuyucuyu hem
keyif alarak okumaya hem de düşünmeye sevk etmek istediklerini ortaya
koyacaktır.
|