Summary: | Sembolizmin ve sürrealizmin öncülerinden biri olan Gerard de Nerval, en yaratıcıdönemlerini, ruhsal bunalım içinde geçirdi ve birçok kez akıl hastanesine yatırıldı. Ümitsiz bir aşkla bağlandığı,1842 yılında ölen oyuncu Jenny Colon’u düşlerinde yaşatmayısürdürdü ve Aurélia’da onu kendisine kurtuluşvaat eden Meryem Ana ile özdeşleştirdi. Düşleri, gündelik yaşamla doğaüstü olaylar arasında bir köprü olarak görmüşve yapıtlarında kendisini cinnete sürükleyen düşve deneyimlerine yer vermiştir. Nerval Aurélia’da; aile, cinsiyet ve ölüm gibi psikolojik takıntılarını obsesiyon deliliğe varan ifadelerle dile getirmiştir. Roman da biri aklıbaşında, sakin ve araştırma aşkıolan, diğeri şizofren düşve kabus gören iki ayrıNerval vardır. Aklıbaşında olan Nerval, diğer deli Nerval’in düşlerini ve kabuslarınıgözlemler. Gördüğü rüyalar güncel gerçek ile içe içe girer. Bu da kendisini psikolojik bunalıma sürükler. Aurélia, adeta Nerval’in edebi bir vasiyetnamesidir. Bu romanda kronolojik bir olay sergilenmemiştir. Romanın kurgusu içinde klasisizm, romantizm gibi edebi ekollerin eleştirisi yapılmıştır. Bu yönüyle çağdaşromana etkisi olmuştur. Proust gibi çağdaşromancılar ondan esinlenmiştir.
|